King Kong Filmiyle Başlayan Meslek

O günlerde Toprak Mahsulleri Ofisinde mütercim (çevirmen) olan Adalet Cimcoz bu işe nasıl bulaştığını ise şöyle anlatıyor: “Ferdi’yle karısı evde durmadan dublajdan söz ederlerdi, ama bir kez bile bana ‘gel gör’ dememişlerdi. O günlerde Ferdi dublaj yöneticisi değildi daha, konuşuyordu yalnızca. Bütün gün bir yabancı şirkette çalışır, akşamları giderdi bu işe. Ferdi’nin eşi Melek hastalanınca, başkadın rollerini konuşacak, ama tiyatro dışından birini istemişler. Ferdi de ‘Kardeşim var, sesi fena değildir’ demiş. İşte böyle bir rastlantıyla girdim bu işe”. İlk seslendirdiği ise film ‘King Kong’ olur. Resmi bir kurumda da çalıştığı için adı Seniye Sonku olarak kayıtlara geçer. “İlk zamanlar seansına üç lira verirlerdi, zamanla bu miktar otuz lirayı buldu. Fakat, tabiî bu da, sırf bununla geçinenleri tatmin etmese gerekir”.


lalesinemasiAdalet Cimcoz bir süre birlikte çalıştığı Nâzım Hikmet’in dublaj yönetmenliğinden övgüyle söz eder: “Nâzım Hikmet’in çalışmasını başka hiç bir yöneticide görmedim.

Yöneticinin elinde Türkçe’ye çevrilmiş ‘diyalog listesi’ vardır, ama pek işe yaramaz bu çeviriler; çevirileri yapanlar filmi görmedikleri için, çeviriler çoğu kez yanlıştır, ters anlamlar çıkabilir ortaya. Nâzım Hikmet yabancı dil bilirdi; perdede konuşanları dinler, önündeki boş kağıda heceleri ayırır, ona göre verirdi Türkçe sözleri; böylece de artık ve eksik hece olmazdı.

Dublajlı filmlerin moda olduğu çağda“Türkçe” olduğunu özellikle belirtilirdi. Fotoğrafta
Lale Sineması


Arada bir kendi de heveslenir, sevdiği bir tipi konuşurdu. Şehir Tiyatrosu sanatçılarının konuşmasını pek beğenmezdi, onun zamanında tiyatroyla ilişkisi olmayanlar da birer ikişer mikrofonun başına geçmişlerdi”.

Nâzım Hikmet’den sonra İpek Film’de dublaj yönetmenliğini Ferdi Tayfur üstlenir. Sinema tarihimizde oyuncu ve yönetmen olarak da adı geçen, ama esas ününü dublajcılığı ile yapan Ferdi Tayfur bir dönemin efsane adıdır. Kızkardeşi Adalet Cimcoz anlatıyor yine: “Ferdi bu işi öylesine sevdi öylesine bağlandı ki, ayrıldı çalıştığı şirketten, büsbütün bu işe adadı kendini. O pırıl pırıl erkek sesini çok güzel kullanırdı; kimi konuşsa yakışırdı. Birkaç yabancı dilin yanında Türkçe’yi de çok iyi bilirdi. Halkın konuştuğu dile önem veren Ferdi, yalın, rahat tümceler kullanırdı. Özellikle devrik cümleler onun zamanında ağır basmaya başlamıştı. Devrik cümleye başvurması ‘senkron’a önem verdiğindendi, diyeceğim; ağız açık olarak biten bir cümleyi, kapalı bir sözcükle bitirtmezdi”.