Dublaj Stüdyoları Giderek Arttı

Dublaj stüdyolarının sayısı 40’lı yıllarda iyice arttı. Bunun temel nedenleri arasında Türk sinemasında sesli filmden dublajlı filme geçilmesi yatar. Yazımızın başında söylediğimiz gibi, başlangıçta Türkiye’de filmler sesli çekilirdi. 1943 yılında “daha önce sesli olarak 3 film çeken Faruk Kenç (‘Taş Parçası’, ‘Kıvırcık Paşa’, ‘Yılmaz Ali 1940’) üç yıllık bir aradan sonra yaptığı ‘Dertli Pınar’ da filmi tamamen sessiz çekmiş ve stüdyoda sonradan seslendirmiştir. ‘Dertli Pınar’ ve sonraki filmlerde önceleri filimde oynayanlar konuşurken giderek bu usul de terkedilmiştir.” Bu durumun sinemamıza verdiği zararları bir kenara bırakıp, yeni açılan stüdyoları görelim.

 

Halil Kamil’in sahibi olduğu Türk Film Stüdyosu bu işe en erken başlayanlardan biridir. Şişli’deki stüdyo 1934 yılında kurulmuş ve işe ses dublajı ile başlamıştır.

Necip Erses’in 1944 yılında Suriye Pasajı’nda kurduğu Ses Film Stüdyosu ise ‘Acı Senfoni’ filmine yaptığı dublajla adını duyurur. O dönemin gazetelerinde bu seslendirme “Türkiye’de ilk defa olarak Ses Film Stüdyosu büyük bir edebi eserin Türkçe’ye nakledilmesi işini üstlenmiştir” başlığıyla verilmişti. Stüdyonun dublaj yönetmeni Kâni Kıpçak’tı.


kavgasizyasayalim

 

1960’ların başında bir stüdyo: ‘Kavgasız Yaşıyalım’ adlı Türk filmi seslendiriliyor.

Soldan sağa Kenan Pars, Sırrı Gültekin, ortada Adalet Cimcoz, Sami Ayanoğlu ve Hayri Esen.

 

 


1940’lı yılların bir diğer ünlü dublaj mekanı ise Marmara Film Stüdyosu’dur. Burada üç büyük film şirketinin (Kemal Film, Lale Film ve Sümer Film) yılda 200’e yakın filminin dublajı yapılırdı. Dublaj rejisörleri ise Mahmut Moralı’ydı. Ses mühendisliğini Yorgo İlyadis yapıyordu. Bu stüdyo 1948’e kadar çalışmalarını sürdürdü.

Bu yıllarda dublajın önem kazanmasının bir nedeni de piyasayı ele geçiren Arap filmleridir. Özellikle Mısır kökenli olan bu filmlere yalnız dublaj yapılmakla kalmıyor, tüm şarkıları yeniden bestelenerek, ünlü sanatçılara okutuluyordu. Örneğin aslında bir Mısır filmi olan ‘Acı Hatıralar’ın broşüründe, filmin oyuncuları bir iki satırla geçiştirildikten sonra, “Türkçe Konuşanlar”a fotoğraflı koca bir sayfa ayrılıyordu. Ama broşürün esas ağırlığını şarkı sözleri oluşturuyordu. “Musiki adaptasyonu ve besteleri, içli, hisli ve nezih bestekârımız Salâhaddin Pınar” tarafından yapılan bu filmin şarkılarını Safiye Ayla okuyordu. 1945 yılından bir başka örnek daha verelim: Yusuf Vehbi’nin başrolünü oynadığı ‘Vicdan Azabı’nın müzikleri Salahaddin Pınar idaresindedir ve şarkıları okuyanlar da Suzan Güven ve Lütfü Güneri’dir.